EDİRNE'YE DAİR...






Bir Edirne efsanesi: Edirne Ciğeri



Trakyalı olma koşulu bulunan dananın karaciğerinin ince ince dilimlenmesi sonrası kızgın yağda kavrulması esasına dayanan, yanında da Karaağaç’ta yetişmesi kaidesiyle uzun yaz geceleri bekletilip daha sonra kızgın yağda kızartılan kurutulmuş acı biberle servis edilen Edirne Tava Ciğeri, Edirne’ye gelmeniz için iyi bir neden.




Badem Ezmesi



Badem ezmesi, yörenin en güzel bademlerinden yapılan ve Osmanlı mutfağının yöreye armağanı olarak bilinen özel bir tatlıdır. Bu tatlının köklerinin Edirne’nin başkent olduğu 15. Yüzyıla kadar dayandığı oldukça başarılı bir şekilde devam etmekte olup, ilde faaliyet gösteren birçok firma badem ezmesini İstanbul ve diğer illere pazarlamaktadır. Bunun yanı sıra badem ezmesinin turistik değeri de bir hayli yüksektir. Edirne’ye has geleneksel lezzetler arasında ilk sıralarda yer alan badem ezmesi, ziyaretçilere ikram edilen en gözde hediyelerdendir.




Kavala Kurabiyesi



Edirne’ye uğrayanların almadan dönmedikleri, Edirne’ye has bademli bir un kurabiyesidir. Selimiye arastası ve Bedesten gibi hediyelik ürünlerin çok bulunduğu çarşılarda fazlaca rağbet gösterilen ürünler arasında olan Edirne kurabiyesi, orjinal ismini Yunanistan’ın Kavala Şehrinden almaktadır. “Kavala Kurabiyesi” ismi her ne kadar Yunanistan tarafından tescillenmişse de, bu ürün aynı bölgede yaşayan ve yakın ilişkiler içerisinde bulunan halkların ortak kültürünün sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu yüzden Edirneliler ona Edirne kurabiyesi demektedir. Özellikle Edirne ve civarında bademin bir çok tatlıda ana malzeme olarak kullanıldığı düşünülürse, Edirne kurabiyesinin benzer mutfak kültürünün bir ürünü olduğu daha iyi anlaşılır.




Edirne Peyniri



Edirne peyniri Meriç, Tunca, Arda ve Ergene nehirlerinin yarattığı deltada oluşan bol kekikli, bol çeşitli bitki örtüsünde beslenen hayvanların sütüyle elde edilen, mayası doğal, besin değeri yüksek ve rakiplerine nazaran tadı daha leziz bir peynir türüdür. Gerçek Edirne peynirinde karışık süt bulunmaz. Yani koyun, keçi ve inek sütü karıştırılmaz. Gerçek Edirne peynirini tatmak isteyenler, bu peyniri ilde üretim yapan belli başlı peynircilerden temin edebilirler. Son yıllarda marka olarak ön plana çıkmış Ezine peynirinin asıl olarak Edirne peyniri olduğu, ancak ezine isminin popüler hale gelmesiyle Edirne peynirinin hak ettii değeri kaybettiği bilinmektedir. Markalaşma faaliyetlerine hızla devam eden Edirneli peynirciler, bölgenin turizmine de önemli katkıda bulunmaktadır.




Selimiye Camii



Mimar Sinan’ın 80 yaşında yarrattığı ve “ustalık eserim” dediği Selimiye Cami, 1569-1575 tarigleri arasında ll. Selim tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan cami, çini, ahşap, sedef, süsleme uygulamaları, özgün kalem işleri Osmanlı mimarisinin en iyi uygulamaları olup, mihrap ve minberin mermer işçiliği, çini süslemeri 16. yy. çiniciliğinin en güzel örnekleridir. Yüksekliği 43,28 m. ve çapı 31,30 m. çapındaki kubbesiyle de ilgi çekmektedir. Kubbe, 6 m. genişliğindeki kemerlerle birbirine bağlanan 8 büyük payeye oturur. 2011 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yerini almıştır.




Eski Camii & Üç Şerefeli Camii



Eski Camii Osmanlılar’dan günümüze dek gelen ilk anıtsal yapıdır. Camii inşaatına 1403 yılında Emir Süleyman Çelebi tarafından başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet devrinde 1414 yılında tamamlanmıştır. Mimarı Konyalı Hacı Alaaddin, ustası da Ömer İbn İbrahim’dir. Payelerde ve duvarlarında sonradan yapılmış, çeşitli özellikte iri hat yazıları bulunmaktadır.




Üç Şerefeli Camii 1438-1447 yılları arasında ll. Murat’ın yaptırdığı camii Osmanlı Sanatının erken ve klasik dönem üslubu arasında yer alır. Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen yapıdadır. Böylece enine gelişen mekana ulaşılmak istenmiştir, Diğer bir ayrıcalığı ise revaklı avlu planı ilk kez bu cami’de uygulanmıştır.




Sweti George Kilisesi



1880 yılında Kıyık’ta yapılan, Edirne’de ayakta kalan tek kilise olup Valilikçe restore edilen Sveti George Kilisesi, bölgedeki diğer kiliselerden kalan tabloları barındırmaktadır. Halen özellikle Balkanlardan ilimize gelen konukların törenlerini ve ibadetlerini yaptıları kilise ziyarete açıktır. 1492’de ll. Bayezid’in fermanı ile yapılan İspanya ve Portekiz’den gelip Edirne’ye yerleştirilen Yahudilerin 13 Sinagogu, 1903 yangınında tahrip olunca 1906 yılında padişah fermanı ile Yahudilerce kutsal kabul edilen Büyük Sinagog inşa edilmiştir. Restarasyon çalışmaları devam eden sinagog en kısa zamanda ilimize gelen konukların ziyaretine açılacaktır.




Ali Paşa Çarşısı ve Arasta Çarşısı



Kanuni Sultan Süleyman’ın son sadrazamı olan Hersekli Semiz Ali Paşa tarafından 1569 senesinde Mimar Sinan’a Babaeski ilçesindeki camiye gelir getirmesi için yaptırılan Ali Paşa Çarşısının toplam 6 kapısı ve içinde 129 dükkan bulunmaktadır. Çarşının dış duvarları kesme taş örülü olup üst kısımları tuğla örtülüdür.




lll. Murat tarafından Selimiye Camisine gelir sağlamak için Mimar Davut Ağa’ya yaptırılan Arasta çarşısında 124 dükkan bulunmaktadır. Evliya Çelebi, buranın “Kavaflar Çarşısı” olduğunu yazar. Dua kubbesinde, çarşıda dükkanı bulunanların, her sabah doğru iş yapacaklarına ant içtikleri ve dua ettikleri bilinir




Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi



Balkan Savaşı sırasında Edirne’nin savunmasında kullanılan tabyalardan biri olan Kıyık Tabya, 26 Mart 1913 Balkan Savaşı ve Şehitleri’nin anısına müze olarak tanzim edilmiş bir komplekstir. Zor şarlarda Edirne’yi savunan Şükrü Paşa’nın anısına mezarı buraya getirilmiş ve bir anıt yaptırılmıştır. Anıtla birlikte burada bulunan tabyada Balkan Savaşlarını anlatan ve Edirne halkının elinde bulunan o dönemde kullanılmış eşyakardan bir müze oluşturulmuştur.




Meriç Nehri



Bulgaristan’dan doğarak Edirne sınırlarından ülkemize giren ve Yunanistan’la olan sınırımızın bir bölümünü oluşturan Meriç Nehri Edirne’nin önemli turistik öğelerindendir. Nehrin üzerinde yer alan Meriç Köprüsü geçilerek ulaşılan Karaağaç’ta bulunan mesire yerleri nehirle bütünleşmiştir. Özellikle hafta sonları nehir kıyısında yapılan kahvaltılar hem Edirneliler hem de turistler için vazgeçilmezdir. Meriç Nehri, dört mevsim boyunca sunduğu doyumsuz manzaraları ile fotoğrafçılar için de önemli bir uğrak yeridir. Nehirde amatör olta balıkçığı yapmak da mümkündür.




Aynalı Süpürge



İlimizde süpürgecilik hediyelik eşya pazarına yönelik bir el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir. Aynalı süpürgenin Edirne geleneklerinde önemli bir yeri vardır. Evin kapısının dışına asılan aynalı süpürge, o evde evlenecek çağda kızın olduğu anlamına gelir. Aynalı süpürge ve minyatür magnetleri ise çok meşhur hediyelik eşyaların başında gelir.




Mis Sabunu



İlk olarak Edirne’de ortaya çıktığı bilinen kokulu meyve sabunu üreticiliğinin geçmişi, 1600’lü yıllara kadar uzanır. 17. yüzyılda Osmanlı’da misk, amber ve gül esansı karıştırılarak hamur kıvamına getirilen sabunun birebir meyve boyutlarında şekillendirilmesi ve gerçek meyve renklerine uygun şekilde boyanmasıyla imal edilen meyve sabunları, zamanla Osmanlı sarayına, sultanlara, yerli ve yabancı devlet erkanına sunulan değerli hediyeler arasına girmiştir.




Dil / Language:

   


Kongremize Kalan Süre:


hafta
gün